Geçen her dakika, bir adım daha geriliyorum.20100303
Kınalı Rapunzel
Geçen her dakika, bir adım daha geriliyorum.20100301
Canavar Burger ve Domates Lolipoplar
20100225
SIĞ

20100224
ÇUKUR AYNA
20100223
Siyah Trüflü Kaz Ciğeri
20100222
Somon Triloji
20100217
Distilled and Ugly
20100215
Toprağa karışma vakti geldi de geçiyor....
20100214
Bakir orman ve Sadakatsiz çocukları
20100211
KIRMIZI
20100207
nedir.

20100202
acı yumurta

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı bir duyu vardır, kimilerimiz vazgeçemez.
Acı kahvesini yudumlamaktan sıkılmayan, ancak bu ızdırabı şekerle tatlandıranlar da vardır.
Çarpıcı ve göz alıcı bir renkle özdeşleşebilen acı, şiddetli bir şekilde keskindir.
Kırıcıdır, dokunaklıdır çünkü cesurdur.
Yok olma isteğimiz de onun bu cesaretindendir.
Her ne kadar sözlükler cesareti, yüreklilik ve yiğitlik kelimeleri ile eşleştirse de,
Bence cesaret, bencilllere ait bir güç ve güven gösterisidir.
Haklısın hayali arkadaşım! asla cesur olamadım,
Ama olamadım değil, olmadım.
Cesur olacak kadar kendime aşık bir yaratık değilim sadece.
"Başkasına aşık olmak için, önce kendine aşık olman gerekiyor " diyorsun...
O aşırı sevgi ve bağlılık duygusunu başkasına hissetmem için, önce kendim için duymam gerekiyor, biliyorum.
O halde fütursuzca sergilenen cesur hareketler gibi aşkın da beni yokluğa sürüklemesi kaçınılmaz değil mi!
Yokoldukça, aşık olduğumun farkına varamayacak kadar siliniyorum.
Nota bilmeden, müzik yapmaya çalışıyorum,
Silahsız savaşmayı deniyorum,
Geçmişi düşünmeden, bugünü yazmaya çalışıyorum,
Cevapsız kalacak ya da tatmin etmeyen milyonlarca cevapla süslenen sorular sormaya bayılıyorum.
Her harfin, her kelimenin göreceli olduğu bu kocaman, çirkin odada,
Bana beyaz ve tersten bağlanan bir gömlek giydirmediklerine şaşırarak yazmaya çalışıyorum.
Yok olduğumu bile bile, varlığımı kanıtlamayı deniyorum, boşuna.
Ben de sizdenim, öyle diyorlar ama inanmak istemiyorum.
Sırf aynı olduğumuzu söyledikleri için sizleri sevmek için "bir" sebep arıyorum, doğduğum günden beri.
Yok - hiç olmadı da.
Bedenlerimiz alfabe gibi aynı olsa bile,
Artık kelimeler hatta harfler bile göreceli.
Aynı olsak bile, tersten aynıyız.
Küçükken televizyonda çizgifilm izlerken, annem ya da babam eve gelip arkama birşey atıp "bak yumurtladın" derlerdi.
İşte siz, o plastik yumurta kabuğu içindeki yapay kakao taneleri ve plastik parçaları kadar anlamlısınız sadece;
Birleştirince bile çirkin,
Birleştirince bile duygudan yoksun.
Seviyorum sizleri insanlar, tersten.
20100118
Keçi peyniri - Balkabağı - Mercimekli Terrine
400 gr keçi peyniri
1 su bardağı haşlanmış mercimek
2 su bardağı küp küp kesilmiş, haşlanmış balkabağı
1 diş sarımsak
5 yaprak jelatin
10 yemek kaşığı krema
1 avuç dereotu
1 avuç kurutulmuş domates
tuz – biber
Yaprak jelatinleri soğuk suya koyup yumuşamaya bırakın. Keçi peynirini yumuşayıncaya dek ezin, eğer zorlanırsanız bir kaç yemek kaşığı süt ekleyin. Tuz ve biber ile tatlandırın. Kremayı bir taşım kaynatıp ateşten alın. Yumuşayan jelatinleri süzüp kremaya ekleyip iyice eriyene dek çırpın. Krema karışımıyla peyniri birbirine iyice yedirin. Dikdörtgen bir kek kalıbına, streç film döşeyin, peynirli karışımın ¼ ünü kaba yayın. Üzerine balkabaklaranını serpiştirip, biraz daha peynir karışımı ekleyip balkabaklarının üzerini kaplayın. Kalan peynir karışımı ile dereotunu mixerden geçirin. Mercimekleri ve ince kıyılmış domatesleri de ekleyip, balkabaklarının üzerine dökün.Yüzeyi bir spatula ile düzleştirip, 12 saat buzdolabında bekletin.
Havyarlı Pembe Yumurtalar
20 adet bıldırcın yumurtası
2 subardağı su
1 su bardağı elma sirkesi
1 küçük soğan
1 tutam tuz
1 turam şeker
1 adet pancar
suyu, elma sirkesini, soğanı, 1 adet küçük küçük kesilmiş pancarı, tuz ve şeker ekleyerek bir taşım kaynatın. Ardından üzerini kapayıp, 20 dakika orta ateşute pişirin. Karışımı soğumaya bırakın. Haşlanmış, kabuğu soyulmuş ve soğumuş olan yumurtaları karışımın içerisine koyup, 2 saat buzdolabında bekletin. Pembe bir renk alan yumurtaları ikiye kesip, ince kıyılmış frenk soğanı serpiştirip, havyar ile servis edin.
Soğan Çorbası
3 adet büyük kuru soğan
1 yemek kaşığı un
1 ¼ lt tavuk suyu
tereyağ
tuz, biber
Soğanları ince ince kıyın.
Tencerede yağı eritip soğanları hafif pembeleşinceye dek kavurun.
Unu ekleyip karıştırın, tavuk suyunu ekleyip bir taşım kaynatın.
Orta derecede ateşte, 20 dakika daha pişirin. Tuz, biber ekleyin, üzerinde peynir erittiğiniz bir dilim ekmekle beraber servis edin.
Fırında Patlıcanlı Tavuk Köftesi
300 gr tavuk göğsü
1 yumurta sarısı
1 adet beyaz soğan
1 çay kaşığı kimyon
1 çay kaşığı köri
1 çay kaşığı kekik
1 çay kaşığı kırmızı biber
1 çay kaşığı kuru dereotu
1 çay kaşığı kuru maydanoz
1 çay kaşığı biberiye
1 çay kaşığı tarhun
2 adet patlıcan
tuz
sos için:
1 diş sarımsak
4 yemek kaşığı zeytinyağ
1 yemek kaşığı soya sosu
1 tatlı kaşığı hardal
1 tatlı kaşığı yoğurt
1 tatlı kaşığı paprika ezmesi
Patlıcanları ince dilimler halinde kesin, üzerlerine tuz serpip 15 dakika, bir bez üzerinde bekletin. Böylece patlıcanlar acılıklarından kurtulur ve renklerini korurlar.
Yumurta sarısını, baharatları, tuzu ve tavuğu mikserden geçirip kıyma haline getirin. Beyaz soğanı küçük küpler halinde kesip köfteye ekleyin.
Patlıcanları tost makinasi ya da yağsız ızgara üzerinde pişirin.
Küçük yuvarlaklar yaptığınız köftelerin etrafına iki dilim patlıcan sarıp, fırın kabına yerleştirin. Sos için gerekli bütün malzemeleri mikserden geçirip köftelerin üzerine dökün. 180 derece fırında, 20-30 dakika pişrin.
