Ayakları yere basarken paraşütle gezenler,
Merdivenden tek bir basamak atlarken bile paraşütü açanlar vardır.
Paraşüt taktım ben de.
Açılmıyor - ya da açamıyorum.
Belki de düşemeyeceğim kadar sığ bir yerde açmaya çalışıyorum.
Düşmezken düşüyorum sanıp korkuyorum, ipe asılıyorum.
Ama o kadar alçaktayım ki, paraşüt açılmasa bile düşmeyeceğim.
Ki açılmıyor - ki düşmüyorum.
Sadece düşmeye eğilimliyim,
Yükseklik korkusu olan ama sürekli düşmeye çalışanım ben.
"Ben", aslında yokum.
Ya da yalandan varım.
Kabullenmekten korkarak varım,
Unutmak - unutulmaktan korkarak varım,
Varolmaktan nefret ede ede varım.
Paraşütümü çıkarasım yok.
Koruyor sanki beni o kumaş parçası.
Uçuyorum - düşmüyorum.
Ama aslında uçamıyorum bile.
Uçmadan düşüyorum.
Ya da düşmüyorum bile - çelişkinin biricik çocuğuyum yine!
Acıyorum - acıtıyorum .
Paraşüt acıya bir fayda etmiyormuş.
O halde ya çıkarıp uçmalıyım - ya da düşmeliyim!
NoKtA.

0 yorum:
Yorum Gönder