20091004

Malus pumila


Pamuk prenses sigara içer miydi acaba? Yoksa sadece elma mı yerdi?
Pamuk prensesin hikayesini ele alınca, elma yemenin zararlarını görmüyor muıyuz acaba?
Ya da  havva denen canlı "dur! o elmayı sakın  yeme" dediğinde aslında çok önemli birşey söylememiş mi?!
Yani Adem denen adam o elmayı yemeseydi, insanlık denen sığ yaratık varolmayacaktı ve belki de ben şu an burada saçmalıyor olmayacaktım,  ya da yazımı okuyan azınlığın zamanını çalıyor olmayacaktım.
"Elma" denen şey neden bu kadar günaha davetkar ki acaba!
İki - üç su bardağı elma çekirdeği yersek içerdiği siyanürden dolayı ölebiliriz ama bu da çok mantıklı değil yahu.

Ya da Alain Bosquet'ten bir alıntı yapalım: 
" Hiçbir şey kendiliğinden gelmedi, şiirler ancak ateşli ve sistematik bir bekleyiş olduğu için kendilerini bana dayattılar. Bir formül aradığım içindir ki ilk dizeler çıktı: "Elmaya elma dedim yalan dedi bana." Henüz nereye gideceğimi bilmiyordum, ama bunun ayakta kalacağını duyumsuyordum. Bu tek başlangıçtan hareketle bir kitap yazılabilir... Ve bütün bunlar ne demektir? Bu demektir ki nesne, doğa, evren olan elma -günah elması, meyve ağacı değil, kısaca bu besleyici, sade ve evrensel olan elma- benim adlandırdığım, neredeyse dinsel anlamda vaftiz ettiğimdir. "Yalan dedi bana": bütünlüğü içinde, elmayla simgeleştirilmiş evren, tartışma konusu edilecek olandır. Bir elma konuşmaz; ancak ben, yeryüzünde ilk insanım -bu bir ön gerçektir-, konuşan ilk insanım, o zaman koşullar hesaba katılmadan onun bana yanıt vermeye hakkı vardır. Bana "yalan" diyerek insanın haklı olmadığını, hiçbir şey bilmediğini bana belirtir. "


İnsan haklı değildir - çünkü insan yoktur.

Tartışmak istemiyorum, noktalıyorum.

.


2 yorum:

Osman Güldemir dedi ki...

Güzel bir felsefî yaklaşım olmuş, elma merkezli olması harika!
Teşekkür ederim, leziz günler.

(Şu anda ben yazmıyorum, çünkü ben yokum!)

ayci dedi ki...

elma dersem cik armut dersem cikma...

ELMA - cikamiyorsun cünkü yoksun!